Yıllar yıllar sonra.. Yeniden diyemem ama son da değil. Yeniden demek yeni bir güç, yeni bir istek yeni bir macera demek. Oysa bütün yenileri tek elimle yok sayabilecek kadar yorgunum. Bütün yenileri siyah görecek kadar söndü ışıklarım. Aslında tablo o kadar da karamsar değil. İtiraf etmeliyim mutlu bir evliliğim, sevimli bir kocam, sıcacık bir evim ve yeri geldiğinde kahkahalar attığım bir işim var. Ama öyle olmuyor işte. İnsanoğluyum ya hani. İllaki bir doyumsuzluğum olacak. Kaçarı yok. Kimseden kaçarı olmadığı gibi tıpkı. Hani bazısı duysa der ya e daha ne olsun bacım bundan iyisi şamda kayısı. Yok abicim yok durum biraz değişik çokça karışık. İçimdeki korkular?
Korkuların boyutuna girip de ne kendimden vereceğim şimdi buda ne de kendimi vereceğim. Hiç sırası değil. Onlar zaten anlı ansız zamansız bazen de arsız olarak duruyorlar en durmaması gereken yerde ve zamanda. Daha çok gencim. Ama bunların da yaşı olmaz. Gelip tutar. İpi çeker. İş biter. Neyse.
Neyse demişken en güzeli ne biliyor musun? HAYIRLISI BE GÜLÜM.
Yeniden diyebileceğim güne kadar, şimdilik hoşçakal..
ESRA BİR KIZ
sınırsız saçmalamak bu ülkede sınırları zorlamanın en zevkli yolu
11 Ekim 2017 Çarşamba
15 Şubat 2012 Çarşamba
aşık olmamak elde değilken..
her şarkının içinden cımbızlarcasına seçtiğim cümleler veya kelimeler var.
kimisine kendimi veririm;kimisinde kendimi bulurum. şarkıların hemen hepsinin aşk üzerine özlemek üzerine yazılmış olmasını düşünüyorum. 'insanın tek derdi aşk değil daha büyükleri de var ' sözünü düşünüyorum ardından. sonra nelere şarkı yazılmasını isterdim acaba diye düşünüyorum. listem kabarık tabii :) mesela çikolatalı süte, küp gofrete, kolaya, yazın sıcak günlerinde çalışan dolmuşçu amcalara, hararetli taraftarlara, herşeye karışan maydanoza, şemsiyeye neden yani bunlara yazılmıyor. naneye muza şarkı yazan ajdarla herkes dalga geçti ama adam aslında ne kadar kendimizi aşka kaptırdığımızı başka sorunlara odaklanmamızın azaldığını hatta sıfırlandığını gösterdi; en azından ben bunu anladım. şeker bayramında şekere duyulan ilgiden sıkılıp naneye şarkı yazdı adama herkes güldü. çünkü bize şarkıların hep aşk üstüne olacağını öğrettiler. hep aşka ya da aşktan doğan mevzulara şarkı yaptılar. ve biz de ekseriyetle aşk dışında duyduğumuz şarkılara ya güldük alay ettik ya da çocuk şarkısı bu yaa dedik. oysa eminim güneşte kavrulan bi işçinin çekitiği şey çocuklara anlatılamayacak kadar acıdır ve yaşam kokar. ve onunla dalga geçen birinde insanlık duygusu yoktur.
elimize laşkalaşmış aşkı verdiler , 7 yaşındaki çocuk bile aşk acısı çekiyor. aşkı anlatmayan bir tane dizi gösterinsenize! dillere destan muhteşem Kanuni Sultanı anlatan diziye bile aşk soktular. aşkı kenara atsınlar demiyorum elbette ama eminim bir padişahın her gününü aşk ve seks doldurmuyordur.bir de bu boyut var tabi: cinsellik. öpüşüp koklaşmadan da aşk olmaz ki ama de mi! illa ki bi yatak sahnesi olacak dizi ve kiplerde. konuyu dizi ve cinsellikle dağıtmak istemiyorum.
aşk kokan şarkılar her yerdeyken nasıl aşkı düşünmeden, aşk için ağlamadan, oramızı buramızı kesmeden duralım ki de mi ama ! nasıl ki duygusallık dendiğinde akla sadece aşk geliyorsa artık şarkı dendiğinde de o geliyor.ve ben üzülmekten çok acıyorum halimize.
aşk her yerde ama içimizde olmalı. hem mahremiyeti olmalı. dillerde dolaştığından gerçek aşk yok diye sızlanıyoruz ya ! ben de onlardanım ve ne kadar eleştirsem de müziksiz yapamam. el mahkum.
dillere düşmüş değil değil kalbe düşmüş sevdalara..
ve aşkı anlatamayan aşk kokmayan şarkılara ..
her şarkının içinden cımbızlarcasına seçtiğim cümleler veya kelimeler var.
kimisine kendimi veririm;kimisinde kendimi bulurum. şarkıların hemen hepsinin aşk üzerine özlemek üzerine yazılmış olmasını düşünüyorum. 'insanın tek derdi aşk değil daha büyükleri de var ' sözünü düşünüyorum ardından. sonra nelere şarkı yazılmasını isterdim acaba diye düşünüyorum. listem kabarık tabii :) mesela çikolatalı süte, küp gofrete, kolaya, yazın sıcak günlerinde çalışan dolmuşçu amcalara, hararetli taraftarlara, herşeye karışan maydanoza, şemsiyeye neden yani bunlara yazılmıyor. naneye muza şarkı yazan ajdarla herkes dalga geçti ama adam aslında ne kadar kendimizi aşka kaptırdığımızı başka sorunlara odaklanmamızın azaldığını hatta sıfırlandığını gösterdi; en azından ben bunu anladım. şeker bayramında şekere duyulan ilgiden sıkılıp naneye şarkı yazdı adama herkes güldü. çünkü bize şarkıların hep aşk üstüne olacağını öğrettiler. hep aşka ya da aşktan doğan mevzulara şarkı yaptılar. ve biz de ekseriyetle aşk dışında duyduğumuz şarkılara ya güldük alay ettik ya da çocuk şarkısı bu yaa dedik. oysa eminim güneşte kavrulan bi işçinin çekitiği şey çocuklara anlatılamayacak kadar acıdır ve yaşam kokar. ve onunla dalga geçen birinde insanlık duygusu yoktur.
elimize laşkalaşmış aşkı verdiler , 7 yaşındaki çocuk bile aşk acısı çekiyor. aşkı anlatmayan bir tane dizi gösterinsenize! dillere destan muhteşem Kanuni Sultanı anlatan diziye bile aşk soktular. aşkı kenara atsınlar demiyorum elbette ama eminim bir padişahın her gününü aşk ve seks doldurmuyordur.bir de bu boyut var tabi: cinsellik. öpüşüp koklaşmadan da aşk olmaz ki ama de mi! illa ki bi yatak sahnesi olacak dizi ve kiplerde. konuyu dizi ve cinsellikle dağıtmak istemiyorum.
aşk kokan şarkılar her yerdeyken nasıl aşkı düşünmeden, aşk için ağlamadan, oramızı buramızı kesmeden duralım ki de mi ama ! nasıl ki duygusallık dendiğinde akla sadece aşk geliyorsa artık şarkı dendiğinde de o geliyor.ve ben üzülmekten çok acıyorum halimize.
aşk her yerde ama içimizde olmalı. hem mahremiyeti olmalı. dillerde dolaştığından gerçek aşk yok diye sızlanıyoruz ya ! ben de onlardanım ve ne kadar eleştirsem de müziksiz yapamam. el mahkum.
dillere düşmüş değil değil kalbe düşmüş sevdalara..
ve aşkı anlatamayan aşk kokmayan şarkılara ..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
